• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
SELEFİ HAREKETLER VE KURAN

Hadislerden hatta Kurandan alıntılar yaparak meşruiyetini isbat etmeye çalışan bu oluşum; ülkemizden, diğer müslüman ülkelerden, hatta avrupadan gençleri kendi saflarına çekerken hiç zorlanmıyor, bunu gayet ustalıkla yapıyor.

İslam’ı din olarak seçen müslüman bir genç, inandığı dinin kaynaklarından kendisine yaklaşıldığında itiraza mahal olmadan, bir gül bahçesine girercesine bu kanlı örgütün saflarında kendini buluyor.
Barış anlamına gelen bir dinin savaşı teşvik etmesi yada teröre alet edilmes söz konusu bile olmaması gerekirken, aynı dinin kaynaklarından hareketle böyle bir oluşum çıkmışsa, bunun sorumlusu elbette Müslüman’lardır. Müslüman’lardır, çünkü kendi dinlerinin orjinalliğini koruyarak, genç beyinlere aktarmak konusunda tembel davranmışlardır.
Yapılması gereken, Işid gibi islam devleti ve hilafet iddiasıyla ortaya çıkan her oluşuma, yine onların silahıyla cevap vermektir. Onların yöntemini kullanmadığımız sürece, aleyhte propaganda yada söylemlerin kalıcı bir etkisi olmayacaktır.
O halde yapılması gereken, kuranın ayetlerini ve hadisleri anlarken hangi metodun kullanılması gerektiğini önce kendimiz öğrenmek, sonra da bunu bütün insanlığa şifa olarak sunmaktır. Eski adıyla ‘usul-ü fıkıh’, yani ‘anlama yöntemi’ diyebileceğimiz bu nokta meselenin en önemli kısmını teşkil etmektedir. Çünkü kuranın ayetlerini yada hadisleri anlamlandırırken sadece lafza bakarak, yüzeyselci ve lafızcı bir yaklaşım tarih boyunca insanlığın başına bela olmuştur. 
Müslümanları birbirine düşüren ve etkileri günümüze kadar süren anlayışlar ve bu anlayışların sonucu ortaya çıkan oluşumlar, hep aynı yerden beslenerek bunu yapmışlardır. Yani ayet ve hadislerden... Mezheplerin çıkış noktası incelendiğinde, neredeyse hemen hepsinde siyasi kaygılar olduğu görülecektir. Buna karşın tezlerini ispat etmek için her oluşum ayet ve hadisleri kullanmaktadır.
“Yaş ve kuru ne varsa bu kitapta vardır” diye kendini tarif eden kuran’da gerçekten de herşey vardır. Ve kuran, herkesin kendine malzeme bulabileceği kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.
Kendi peygamberliğini (!) iddia eden ve etrafında ümmetini toplayan sahte peygamberler de bu kitaptan referansla bunu yapmakta, şeyh olduğu iddiasıyla kendine itaat etmenin dini bir gereklilik olduğunu ve akıllarını askıya asarak dergahına girmeleri yönünde müridlerinin beynini yıkayan din simsarı da yine aynı kitabtan referansla bunu yapmaktadır.
“Ey iman edenler, sakın peygambere bizi güt, bize çoban ol demeyin; bizim aklımıza hitap et ve bizi ikna et” deyin şeklinde açıkça güdülmeyi ve kayıtsız, şartsız itaati yasaklayan bir kitap nasıl olur da güdülmenin, sömürünün ve aklı askıya asmanın kaynağı olabilir? 
Cevabı çok basit... Eğer insanları kurdan uzaklaştırırsanız ve kuranı anlama ve anlatma yetkisini kendinizde toplarsanız, kuranın bu konudaki söylemlerini insanların duymalarının önüne geçersiniz. Üstelik kuran ayetlerine de, yukarıda bahsettiğim ‘anlama yöntemi’ne uymadan, yaklaştığınızda işiniz çok kolay olacaktır. Önünüzde her iddianızı referans gösterebileceğiniz ve insanları arkanızdan sürükleyebileceğiz genişlikte bir kaynak vardır.
“Biz bu kuranı düşünüp öğüt alın diye, kolay kıldık. Var mı düşünüp öğüt alan” diye haykıran ve bu cümleyi ardı ardına yirmi küsür kez tekrar eden kurana cephe alırcasına, “kuranı sakın okumayın, halk kurandan ne anlar” diyen din alimleri(!) olduğu sürece daha bu rezilliğimiz ve din sömürüsü asırlar boyu sürecektir.

  
1197 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam40
Toplam Ziyaret69311
Sosyal Medyada Biz